caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (06 Ocak 2012)





Gayret-i ilahiyye
Sual: Gayret-i ilahiyye ne demektir? Gayret kıskançlıksa, Allah kıskanç olur mu?
CEVAP Gayret, hasetten, kıskançlıktan, çekememekten farklıdır. Gayret, bir kimsede olan hakkına, onun başkasını ortak etmesini istememektir. Mesela, bir kimsenin, hanımıyla başkalarının beraber olmasını istememesi, gayrettir. İlmini, mal, mevki ele geçirmek, günah işlemek için kullanan din adamından, ilmin gitmesini istemek gayret olur. Malını haramda, zulümde, İslamiyet’i yıkmakta, bid’atleri ve günahları yaymakta kullananın, malının yok olmasını istemek de, haset olmaz, din gayreti olur. Birisinde bulunan kötü, zararlı şeyin gitmesini istemeye de gayret denir. Bir hadis-i şerif meali: (Allahü teâlâ, mümin kullarına, mümin de, mümine gayret eder.) [Müslim] Allahü teâlânın gayret etmesi, kulunun kötü, çirkin şey yapmasına razı olmaması demektir. Kulun vazifesi, dilediğini yapmak değil, Rabbine kulluk etmektir. Kendi dilediğini yapması, günah işlemesi, zina etmesi Allahü teâlânın hakkına ortak olmak olur. İki hadis-i şerif meali: (Kulunun zinasına gazaplanmakta Allah’tan gayretlisi yoktur.) [Buhari] (Allahü teâlâ, gayretinin çokluğundan dolayı zinayı yasakladı.) [Buhari] Namusu için gayret etmek kıskançlık değil, takdir edilecek bir hâldir. Bir hadis-i şerif meali: (Namus gayreti imandandır.) [Deylemi] Allahü teâlânın bazı kullarına gayret etmesi çok vaki olmuştur. Birkaç örnek verelim: 1- Davud aleyhisselam, dua ederken, (Yâ Rabbi! Evlatlarımdan birkaçının namaz kılmadığı hiçbir gece yoktur ve oruç tutmadığı hiçbir gün geçmemiştir) demişti. Buna karşılık Allahü teâlâ, (Ben dilemeseydim, kuvvet ve imkân vermeseydim, bunların hiçbiri yapılamazdı) buyurdu. Davud aleyhisselamın bu sözü gayret-i ilahiyyeye dokundu, birçok sıkıntıların başına gelmesine sebep oldu. 2- Yusuf aleyhisselamın, (Sultanın yanında benim ismimi söyle!) demesi gayret-i ilahiyyeye dokunarak, senelerce zindanda kalmasına sebep oldu. 3- İbrahim aleyhisselamın, oğlu İsmail aleyhisselamın dünyaya gelmesine sevinmesi, gayret-i ilahiyyeye dokunarak, bunu kurban etmesi emrolundu. 4- Bir hadis-i şerifte, (Önceki ümmetlerde, kibirli birinin eteklerini yerde sürüyerek yürümesi gayret-i ilahiyyeye dokunarak yer bunu yuttu) buyurulmuştur.(Berika)
Konu turkcellgsm tarafından (07 Ocak 2012 Saat 11:05 ) değiştirilmiştir.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (06 Ocak 2012)




Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dünya fanidir, bırakıp gitmeyen yok. Dünya gölgedir, yetişen yok. Bu faniye aldanmamalı. Dünya bir bataklık gibidir. Allah korusun, bir ayak battı mı, onu çekerken öteki daha fazla batıyor. Korkunç bir şey! Kimi bataklığı bilemez. Kimi battığını anlamaz. Kendi kendimize bundan kurtulmamız zordur. Nasıl ki bir çoban sürüsünü muhafaza ederse, din büyüklerimiz de, bizi o şekilde, bataklığa düşmekten muhafaza ediyorlar.
Cenab-ı Hakk’ın verdiği nimetler ne kadar çok hatırlanırsa, Rabbimiz, bundan o kadar çok razı olur. Dünyanın en bahtiyar insanları Ehl-i sünnet itikadındaki Müslümanlardır. Allahü teâlânın bir kimseye doğru imanı, yani Ehl-i sünnet itikadını ve bu yolun büyüklerini tanıtması, müstesna bir nimet olduğu gibi, bu yolda hizmeti ve bu yola hizmet eden din kardeşleri nasip etmesi de, müstesna nimettir.
İşte bütün bu nimetlerin şükrü, ancak bu yoldakilerin birbirlerini sevmeleriyle mümkündür. Kıymetli iman, ancak kıymetli insanlar arasında bulunur. Yoksa o kıymetli cevherin kıymetsizlerin içinde ne işi var? Ama Allah korusun, iman gidebilir de. Gitmemesi, devamlı kalması için gerekli şartı Cenab-ı Hak, hubb-i fillah ve buğd-i fillah olarak bildiriyor.
Hubb-i fillah için, Allah rızası için din kardeşlerini çok sevmek, onun yardımına koşmak, onunla ilgilenmek, onun derdiyle dertlenmek gerekir. İşte bu hâller oldukça, insan biraz da kendisini hesaba çekince, (Ben neyim? Ne zaman geldim? Niçin geldim? Nereye gidiyorum? Ne olacak benim akıbetim?) diye biraz düşünürse, din kardeşine dört elle sarılır. İnsan da sevdikleriyle âhirette beraber olur.
Buğd-i fillah için de, Allah rızası için, din kardeşlerimizi sevmeyenleri sevmemek, düşmanlarını düşman bilmek lazımdır. Sevgiye gevşeklik sığmaz.
Din büyükleri, (Allahü teâlâyı hatırlamadan alınıp verilen her nefes için günah yazılır) buyuruyorlar. Her nefesin iki şükür hakkı vardır. Birisi nefes aldığı, diğeri de verdiği içindir. Çünkü nefes alamayanlar ve bu yüzden ölenler çoktur. Nefes içeriye girdikten sonra ya dışarı çıkmazsa, o da tehlikelidir. Onun için de ayrıca bir şükür daha lazımdır. Dolayısıyla her nefesin iki şükür hakkı varken tamamen gaflet içinde alınan ve verilen her nefes sebebiyle bir günah yazılır. İşte bundan dolayı Cenab-ı Peygamber, (Ne iş yaparsanız yapın, ne ibadet yaparsanız yapın sonunda mutlaka istiğfar edin!) buyuruyor.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)




Sual: (Kur’anda birkaç âyette, Peygamberimize, (Müminlere kanadını indir) buyuruluyor. Bu âyetten Peygamberimizin tek veya iki kanadı olduğu anlaşılamayacağı gibi, (Allah'ın eli sıkı değildir) âyetinden de, Allah'ın eli olduğu anlaşılamaz) sözü doğru mudur?
CEVAP
Elbette doğrudur. (Kanadını indir!) veya (Kanadını ger!) tâbiri Arapların da, kullandığı bir tâbir ki, Allahü teâlâ, onların anladığı dille söylüyor. Tavuklar, civcivlerini, kuşlar yavrularını kanatları altına alıp onları korumaya çalışırlar. (Kanadını indir, kanadını ger!) tâbirleri (Onları koru!) anlamındadır. Resulullah efendimiz, müminleri sonsuz azaptan korumaya çalışmıştır.
Kanat gibi, el tâbiri de bir deyimdir. Kanadın hakiki kanatla ilgisi olmadığı gibi, elin de hakiki el ile hiçbir alakası yoktur. (İstanbul valinin elindedir) demek avucunun içinde demek değil, onun kuvveti altındadır demektir. (Falanca dünyayı parmağıyla döndürür) demek de böyledir, parmakla ilgisi yoktur. (Her şey Allah'ın elinde) demek de böyledir. Yani her şey onun kudreti altındadır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah'ın eli [yardımı] onların [biat edenlerin] ellerinin [yardımlarının] üzerindedir.) [Fetih 10]
Allah'ın eli var diyen Selefiler, çok büyük bir yanlış içine giriyorlar. Allah'ı cisim şekline sokmuş oluyorlar. Bu ise küfürdür. Çünkü Allahü teâlâ hiçbir şeye benzemez. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
(O hiçbir şeye benzemez.) [Şura 11]
Selefiler, (Mahiyetini bilmediğimiz bir el) deseler de, neticede yine eli var demiş oluyorlar. Bu yanlışlık, deyimleri gerçek manada anlamalarından kaynaklanmaktadır.
Eksik okumak
Sual: Kul diye başlayan âyetlerin başındaki kul kelimesini unutanın namazı sahih olur mu? Mesela (Kul inne salati ve nüsuki….) diye başlayan âyetteki kul kelimesi unutulsa namaz bozulmuş olur mu?
CEVAP
Hayır, namaz bozulmuş olmaz. O âyet-i kerimenin manası şöyledir:
(De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.) [Enam 162]
Sadece baştaki (Kul = de ki) kelimesi söylenmemiş olur.
Tırnaktaki kir
Sual: Tırnak arasındaki su geçiren kirler gusle ve abdeste mani midir?
CEVAP
Altına su geçiyorsa abdeste ve gusle mani olmaz. Kirle necaset ayrıdır. Elbiseye bulaşan çamur, sümük, mazot, yağ gibi kirler temizlenmese bile, necis olmadıkları için namaza mani olmaz. Ancak temiz elbise varken kirli, yağlı iş elbisesiyle namaz kılmak mekruh olur. Elbiseye, namaza mani olacak kadar çok idrar veya necaset bulaşmışsa, o elbiseyle namaz kılınmaz.
Bunun gibi kirli, çamurlu ayakkabıyla cenaze namazı kılınabilirse de, necis ayakkabıyla kılınmaz.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), ceyhanakcay (06 Ocak 2012), SevgigsmErkan (06 Ocak 2012)




Miras malı
Sual: (Haram karışık miras malı, mirasçılara helâl olur) deniyor. Haram nasıl helâl olur?
CEVAP
Mirasçı haram olduğunu bilse de, mirası alması caiz olur denildi. Sahipleri bilinmeyen haram malın vârislere helal olacağı da bildirildi. (S. Ebediyye)
Üzüm helâl bir gıdadır. Şarap yapılınca haram oluyor. Şarap sirkeye dönünce helâl oluyor. Haram mal da, miras olarak kalınca, mirasçılar için haram olmaz kavli de vardır.
Kadın, kocasının haram parayla satın aldığını, haram karışık malını yiyebilir veya kullanabilir. Günahı kocasına olur. (S. Ebediyye)
Dede yetimine miras
Sual: Baba öldükten sonra dede ölse, dedenin mirasçı olarak bir oğlu veya bir kızı hayatta olsa, babası ölen torunlara miras düşer mi?
CEVAP
Eğer dedenin bir oğlu varsa, babası ölen toruna miras düşmez. Bütün hisse tek oğluna kalır. Halk arasında, (Dede yetimine miras düşmez) diye bunun için söylemişlerdir. Eğer ölen dedenin sadece bir kızı varsa, o zaman dedenin ölen oğlunun oğluna, yani dedenin bu ölen oğlundan olan torununa da miras düşer. Dedenin mirasının yarısı kızına, yarısı da bu torununa düşer.
Ölenin kardeşine miras
Sual: Bir kimse ölünce, geriye sadece hanımıyla bir oğlu veya bir kızı kalırsa, ölenin kardeşine de miras düşer mi?
CEVAP
Oğlu varsa kardeşine miras düşmez. Hanımına 1/8, oğluna 7/8 hisse düşer.
Eğer sadece bir kızıyla hanımı varsa, hanımına 1/8, kızına 4/8 ve kardeşine, 3/8 hisse düşer. Bu durumda, kardeşin kız veya erkek olması neticeyi değiştirmez.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), cephane33 (06 Ocak 2012), SevgigsmErkan (06 Ocak 2012)




Sadaka ve hediye
Sual: İslam Ahlakı kitabında, (İki kişi, ortak oldukları, bölünebilen bir malı bir kişiye hediye edebilirse de, bir malı iki veya daha fazla kişiye hediye etmek caiz olmaz. Ama bir malı iki fakire sadaka vermek caizdir) deniyor. Sadakayla hediye arasındaki fark nedir?
CEVAP
Taksimi mümkünse, ayırıp parçalarını her birine ayrı ayrı vermeli. Mesela kurban eti böyledir. Tartıp taksim edilir. Ama bir koltuk, bir telefon, bir saat bölünemez, bunları hediye etmek caiz olur.
Hediye ile sadaka arasında fark vardır. Hediye edilen şeyi geri istemek, kustuğunu yalamak gibi çirkinse de, yine caizdir, yani istenebilir, ama verilen sadaka geri istenemez. Fakire hediye edilen mal sadaka olur.
Yardım derneklerine, yardım kurumlarına hediye vermek sahih olmaz. Onlar hükmi şahıstır. O kurumun başkanına veya onun vekil ettiği kimseye verilirse sahih olur.
Ölmüşlerinin canına değsin
Sual: Birine su verince, (Ölmüşlerin canına değsin) deniyor. Bu ne demek oluyor? Bir de su dağıtanın, suyun zehirli veya pis olmadığını ispat için, önce suyu içmesi uygun mudur?
CEVAP
Can, ruh demektir. Canına değsin demek, (Verilen suyun sevabı, ölmüş yakınlarının ruhlarına gitsin!) anlamında bir duadır. Su vermenin sevabı çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Günahı çok olan, çok su dağıtsın!) [Şir’a şerhi]
Sudan şüphelenme durumu varsa, önce dağıtan içebilir. Böyle bir durum yoksa, su dağıtan suyu önce oradakilere ikram etmeli, sonra kendi içmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bir topluluğa su dağıtan, suyu en son kendisi içer.) [Müslim]
Yabancı ülkede cuma
Sual: Almanya, Fransa gibi gayrimüslim bir ülkede cuma namazı kılmak farz olmadığına göre, orada kırk kişi varsa, Şâfiî mezhebi taklit edilip kılınsa farz sevabı alınır mı?
CEVAP
Evet, sahih olur.
Müslüman olmayan bir ülkede, Müslümanlar, bir imam seçerek cuma namazı kılsalar, Hanefî mezhebine göre de namazları sahih olur. (İbni Abidin)
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (06 Ocak 2012)




Zulmeti temizlemenin yolu
Sual: Günahlarımız, kötü kimselerin yemekleri ve bunlarla görüşmek sebebiyle, kalbimize gelen zulmet, nasıl temizlenir?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Kalbe gelen zulmeti temizlemek için, tevbe ve istiğfar ederek Allahü teâlâya sığınmalıdır. (1/171)
Hazret-i Ebu Bekir buyurdu ki: Beş zulmetin beş ışığı vardır:
1- Dünya zulmetinin ışığı ibadettir.
2- Günah zulmetinin ışığı tevbedir.
3- Kabir zulmetinin ışığı, La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah demektir.
4- Âhiret karanlığının ışığı salih ameldir.
5- Sırat karanlığının ışığı yakîndir. [Doğru ve şüphesiz imandır.]
Hazret-i Osman da buyurdu ki: Dünya ve dünya malı için üzülmek kalbe zulmet verir. Âhiret için üzülmekse kalbi nurlandırır. (M.Ç.Y. Güzin)
Faizle kredi çekmek
Sual: Ev ve yiyecek gibi nafakaya dâhil olan şeyler hariç, zaruretsiz kredi çekip faiz ödemek caiz olmuyor. Nafakaya dâhil olmayanların caiz olması için bir yol, bir çare yok mudur?
CEVAP
Zaruret olunca faizle de kredi çekmek caiz olur, çünkü (Zaruret, haramları mubah kılar) buyuruluyor. Öyle bir iş var ki, zarurete girer mi girmez mi bilinmiyorsa, böyle durumlarda, faizsiz para almanın birkaç yolu şöyledir:
1- Günümüzde kredi kartıyla alışveriş yapılıyor. Bir mal, taksitli olarak kredi kartıyla 500 liraya alınmışsa, bu malı başkasına 450 liraya satabiliriz.
2- Kredi kartıyla bir altını taksitli olarak 500 liraya almışsak, başka kuyumcuya peşin olarak 450 liraya satabiliriz.
3- Tahakkuk edecek faiz için, muamele masrafı, işlem ücreti, komisyon gibi bir şey denirse yine faizsiz alınmış olur, çünkü alışverişte, hediyede, yeminde, nikâhta, adakta niyete, maksada değil söze bakılır.
4- Araba, iş yeri, makine gibi bir şey alırken, katılım bankası veya herhangi bir banka, almak istenilen şeyi kendisi alıp vadeli olarak daha pahalı satarsa, mesela 3 bin liralık malı, 4 bin liraya satarsa faiz olmaz, caiz olur.
Yani dinimize uymak isteyene, bir çare bulunur.
Cami resimli havlu
Sual: Üzerinde cami resmi olan havlulara el yüz silmek caiz midir?
CEVAP
Hayır, caiz değildir, hürmetsizlik olur. Böyle havluları, kullanmak için satın almak da caiz olmaz.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (06 Ocak 2012), tedoras156 (05 Mart 2012)




ellerine saglık allah c.c razı olsun
senden ve tüm okuyanlar ve faydalananlardan
Erkan Yaşar 5324228856
erkanyasar1962@hotmail.com
GARANTİLİ EGİTİM VERİLİR
6 SAATTE EGİTİM
BEN ANLAMADIM DİYENİN PARASI ALINMAZ
UCRET 500 TL
tedoras156 (05 Mart 2012), turkcellgsm (06 Ocak 2012)




Neam ve belâ
Sual: Arapçada iki tane Evet kelimesi varmış, Türkçede olmayan birçok lüzumsuz edatlar da bulunuyormuş. Arapça Kur'an lisanı olduğu hâlde, böyle eksikliklerin olması nasıl izah edilebilir?
CEVAP
Gönderilen semavî kitapların hepsi oradaki halkın diliyle inmiştir. Dilin kâmil olmasıyla ilgisi yoktur. Peygamber, Fransızlardan çıksaydı, indirilen kitap Fransızca olurdu. Lisanın üstünlüğüne göre inmedi. Bununla beraber Arapça, diğer lisanlara göre, hele Türkçeye göre mükemmel bir lisandır. Arapçada lüzumsuz kelime ve edat yoktur.
Arapçada Evet anlamına gelen iki kelimenin bulunması onun mükemmelliğini gösterir. Türkçe, bundan mahrumdur. Neam da, Belâ da Evet demektir, ama kullanış yerleri farklıdır. Olumsuz soruların olumlu tasdiki için Neam değil, Belâ kullanılır. Mesela, (Ben sizin Rabbiniz miyim?) sorusuna Arapçada Neam [Evet] denirse, (Evet Rabbimizsin) anlaşılır. (Değil misin?) diye olumsuz sorulunca, Neam [Evet] denirse, (Rabbimiz değilsin) anlamı çıkar. Yani olumsuz söz tasdik ediliyor. Belâ denince, olumsuzun tersi tasdik ediliyor. Yani (Evet, Rabbimizsin) denmiş oluyor. Türkçede bu incelik yoktur. Bu bir eksikliktir.
Birisine Türkçede (Sana selam olsun) desek, o denilen kimsenin erkek mi, kadın mı olduğu anlaşılmaz. Arapçada bu hemen anlaşılır. (Ondan Allah razı olsun) desek, o kimsenin erkek mi kadın mı olduğu, Türkçede anlaşılmaz, Arapçada anlaşılır. Bunun gibi çok incelikler vardır. Bunlar, o dilin zenginliğini gösterir.
Cümlelerde de bu zenginlik vardır. Mesela Türkçede vurulup ölmek üzere olan birisine, (Seni vuran kim?) diye sorsak, onu vuran Kaya’nın oğlu Tunç olsa, Kaya diyerek ölse, biz Kaya vurdu zannederiz. Aynı sual Arap birine sorulsa, (Tunç bin Kaya) der. Hepsini söyleyemeden ölse, sadece Tunç dese, öldürenin Tunç olduğu anlaşılır. Tunç isminde birkaç kişi olsa da, bulmak kolaylaşır. Arapçada lüzumlu olan şey önce söylenir.
Lisanlar, insanlar tarafından meydana getirildi. Arapça ise, insanlar yaratılmadan önce de vardı. İlk insan olan Âdem aleyhisselam Cennete girdiğinde, her yerde Lâ ilâhe illallah yazılı olduğunu gördü. Yani, insanlar yokken de bu harfler, bu lisan vardı. Demek ki Cennet lisanı olan Arapçanın üstünlüğü buradan ileri geliyor.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (09 Ocak 2012), tedoras156 (05 Mart 2012)




Dinde bölücülük yoktur
Sual: Müslümanlar çeşitli gruplara bölünmüştür. Dinimiz bölünmeyi yasaklamıyor mu? Niye bir çatı altında birleşilmiyor?
CEVAP
Evet, dinimiz bölünmeyi, parçalanmayı yasaklamıştır. Bir âyet-i kerime meali:
(Hep birlikte Allah’ın ipine [İslamiyet’e] sımsıkı sarılın! Parçalanıp ayrılmayın!) [Âl-i İmran 103]
Peygamber efendimiz de, (Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, 72’si Cehenneme gidecektir) buyuruyor. Buna rağmen Müslümanlar parçalanmıştır. Her grup, (Bizim yolumuz doğru) diyor. Kur’an-ı kerimde de mealen, (Her fırka, her grup doğru yolda olduğunu sanarak sevinmektedir) buyuruluyor. (Müminun 53)
Her grup, kendilerinin doğru olduğunu sandığı için, kendi çatılarının altında birleşilmesini istiyor. Bunun için birleşme imkânı olmuyor. Birleşilse hakla bâtıl karışmış olur. Doğru olan fırkada birleşmek gerekir. (Birleşme olsun da, nasıl olursa olsun) denmez. Mesela sütle sirke ve idrar birleşirse meydana gelen karışım, ne süt, ne sirke, ne de idrardır. Hiçbir işe yaramaz. Ama ihtiyaç olursa, koyun sütüyle inek sütü karışabilir. Domuz sütü de süt ise de, diğer sütlerle karışırsa hepsi necis olur. Ehl-i sünnetle bid’at ehli, yani hakla bâtıl birleşmez. Birleşme yalnız doğruda olur. Doğru ise tektir. Doğru fırka her zaman bulunur. Bir hadis-i şerif meali:
(Ümmetim arasında, doğru yolda olanlar, her zaman bulunur. Onlara karşı olanlar, Allah’ın emri gelinceye kadar, onlara zarar yapamaz.) [Mişkat-ül-mesabih]
Bu doğru grupta bulunmak isteyen dua etmeli. Allahü teâlâ, İslamiyet’i doğru olarak öğrenmek isteyene, bunu nasip edeceğine söz verdi. Bunun için, (Ya Rabbi, sana inanıyorum, seni ve peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini doğru olarak öğrenmek istiyorum. Bunu bana nasip et ve beni, yanlış yollara gitmekten koru!) diye dua etmeli, istihare yapmalı! Cenab-ı Hak ona doğru yolu gösterir. İki âyet-i kerime meali:
(Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.) [Ankebut 69]
(Allah, kendisine yöneleni doğru yola iletir.) [Şûra 13]
Allahü teâlâ verdiği sözden dönmez. Dua ve istihare ile doğru yolu arayana onu gösterir. Yanlış yolda olan, doğruyu bulmak için dua ve istihare yapmadan, (Ben doğruyu bilemedim) diye mazeret ileri süremez.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), SevgigsmErkan (07 Ocak 2012), tedoras156 (05 Mart 2012)




Kanadını germek
Sual: (Kur’anda birkaç âyette, Peygamberimize, (Müminlere kanadını indir) buyuruluyor. Bu âyetten Peygamberimizin tek veya iki kanadı olduğu anlaşılamayacağı gibi, (Allah'ın eli sıkı değildir) âyetinden de, Allah'ın eli olduğu anlaşılamaz) sözü doğru mudur?
CEVAP
Elbette doğrudur. (Kanadını indir!) veya (Kanadını ger!) tâbiri Arapların da, kullandığı bir tâbir ki, Allahü teâlâ, onların anladığı dille söylüyor. Tavuklar, civcivlerini, kuşlar yavrularını kanatları altına alıp onları korumaya çalışırlar. (Kanadını indir, kanadını ger!) tâbirleri (Onları koru!) anlamındadır. Resulullah efendimiz, müminleri sonsuz azaptan korumaya çalışmıştır.
Kanat gibi, el tâbiri de bir deyimdir. Kanadın hakiki kanatla ilgisi olmadığı gibi, elin de hakiki el ile hiçbir alakası yoktur. (İstanbul valinin elindedir) demek avucunun içinde demek değil, onun kuvveti altındadır demektir. (Falanca dünyayı parmağıyla döndürür) demek de böyledir, parmakla ilgisi yoktur. (Her şey Allah'ın elinde) demek de böyledir. Yani her şey onun kudreti altındadır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah'ın eli [yardımı] onların [biat edenlerin] ellerinin [yardımlarının] üzerindedir.) [Fetih 10]
Allah'ın eli var diyen Selefiler, çok büyük bir yanlış içine giriyorlar. Allah'ı cisim şekline sokmuş oluyorlar. Bu ise küfürdür. Çünkü Allahü teâlâ hiçbir şeye benzemez. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir:
(O hiçbir şeye benzemez.) [Şura 11]
Selefiler, (Mahiyetini bilmediğimiz bir el) deseler de, neticede yine eli var demiş oluyorlar. Bu yanlışlık, deyimleri gerçek manada anlamalarından kaynaklanmaktadır.
Eksik okumak
Sual: Kul diye başlayan âyetlerin başındaki kul kelimesini unutanın namazı sahih olur mu? Mesela (Kul inne salati ve nüsuki….) diye başlayan âyetteki kul kelimesi unutulsa namaz bozulmuş olur mu?
CEVAP
Hayır, namaz bozulmuş olmaz. O âyet-i kerimenin manası şöyledir:
(De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.) [Enam 162]
Sadece baştaki (Kul = de ki) kelimesi söylenmemiş olur.
Tırnaktaki kir
Sual: Tırnak arasındaki su geçiren kirler gusle ve abdeste mani midir?
CEVAP
Altına su geçiyorsa abdeste ve gusle mani olmaz. Kirle necaset ayrıdır. Elbiseye bulaşan çamur, sümük, mazot, yağ gibi kirler temizlenmese bile, necis olmadıkları için namaza mani olmaz. Ancak temiz elbise varken kirli, yağlı iş elbisesiyle namaz kılmak mekruh olur. Elbiseye, namaza mani olacak kadar çok idrar veya necaset bulaşmışsa, o elbiseyle namaz kılınmaz.
Bunun gibi kirli, çamurlu ayakkabıyla cenaze namazı kılınabilirse de, necis ayakkabıyla kılınmaz.
UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN
ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin
caylak47 (02 Mayıs 2012), tedoras156 (05 Mart 2012)
Bookmarks