2. Sayfa - Toplam 10 Sayfa var BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 99

Konu: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

      
  1. #11
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayetler - fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Kendini kusurlu görmek
    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
    İki türlü akıl vardır: Akl-ı selim ve akl-ı sakim. Akl-ı selim, dinin her hükmünü tereddütsüz kabul eder. Bu akıl peygamberlerde, Eshab-ı kiramda, âlim ve evliya zatlarda bulunur. Akl-ı sakim ise, diğer insanların aklıdır.
    Cenab-ı Hak, kim neyi isterse onu yaratır. Çok sevdiği kullarının isteklerini bazen yaratmaz. Çünkü bunların o istekleri, küçük çocuğun mangala, ateşe yaklaşması gibidir. Böyle yapan çocuğa elbette ana babası onu sevdiği için mani olur. Allahü teâlânın da, sevdiği kullarının bazı isteklerini yaratmaması buna benzer. Kâfiri ise, sevmediği için, onun hemen hemen her isteğini yaratır.
    Bir üzüntü, bir sıkıntı olursa, kabahati hiç kimsede aramamalı, kendimizde aramalıyız. Çünkü Allahü teâlâ kullarına zulmetmez. Dinimiz içinde hiçbir zarar yoktur, olamaz. Dinimizin dışında da hiçbir fayda yoktur ve olamaz. Sıkıntıdan kurtulmanın çaresi bol bol istiğfar edip, kendini hesaba çekmek, kabahati kendinde bulmaktır.
    İmam-ı Rabbani hazretlerine bir talebesi mektup yazar, (Efendim çok hastayım) diye dert yanar. Cevaben, (Senin başka bir hastalığın var. Bu asıl hastalığından niye bahsetmiyorsun? Bu hastalıkla ölürsen Cehenneme gidersin. Senin kalbin hastadır) diye yazar. O kişi hatasını anlar, hemen tekrar mektup yazıp, (Evet, kalbim çok hastadır, bana dua edin!) diye arz eder. İmam-ı Rabbani hazretleri ona şu cevabı yazar:
    (Sen önce şunları yap ki duaya layık olasın:
    1- İnsan önce suçunu, hastalığını kabul etmeli. Hastalığım yok diyene niye ilaç versinler?
    2- Pişman olup tevbe etmeli, günahtan vazgeçmeli!
    3- Dille Allahü teâlâya yalvarmalı!
    Bu üç şart yerine gelirse yapılan dua kabul olur. Bu üç şart yerine gelmezse, duanın faydası olmaz.)
    İnsan kendini ne kadar kusurlu görürse, o zaman din kardeşini o kadar haklı, kıymetli ve aziz görür. Bu da onun kurtuluşuna vesile olur. Peygamber efendimiz, (Haklı olduğu hâlde, kabahat bende, sen haklısın diyene Cennette köşk verilecek, ben buna kefilim) buyuruyor. Suçu falan yok, ama yeter ki münakaşa uzamasın, kalbi kırılmasın diye, din kardeşine, (Kusur bende, sen haklısın) diyor. Çünkü ne niyetle yapılırsa yapılsın, tartışmaya girilince, karşı taraf suçlanmış olur veya yanlış bildiği söylenmiş olur, neticede kalbi kırılır.

    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  2. #12
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayetler - fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Olmasaydı ölmezdi

    Sual: Herhangi bir sebeple ölen bir kimse için, (O sebep olmasaydı ölmezdi) mesela, (Trafiğe çıkmasaydı veya deprem olmasaydı yahut bomba patlamasaydı ölmezdi) diyenler olduğu gibi, (Trafiğe çıkmasa da, deprem olmasa da, bomba patlamasa da, o kişi mutlaka başka bir sebeple ölecekti) diyenler oluyor. Bunların hangisi doğrudur?
    CEVAP
    Her ikisi de yanlıştır. Ölen veya öldürülen kimsenin, ne maksatla ve nasıl öleceğini veya öldürüleceğini Allahü teâlâ ezeli ilmiyle bildiği için, kaderini o şekilde yaratmıştır. Bu, değişikliğe uğramaz. O kişi için (Ölmezdi) veya (Başka sebeple ölürdü) demek yanlış olur. O iş olmuş, bitmiştir. (Şöyle olsaydı ölmezdi) denmez.
    Bir de, (Allah öyle yazdığı için öldü veya öldürüldü) diyerek suçu Allah'a yüklemek de yanlış olur. Allahü teâlâ, neler olacağını, nasıl öleceğini bildiği için, olacak şeyi onun kaderine yazmıştır. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, (Kader, Allahü teâlânın ezeli ilmiyle bilmesidir, zorla yaptırması demek değildir) buyuruyor. Kimin trafik kazasında, kimin depremde, kimin bomba patlamasıyla, kimlerin ise kalb krizinden veya başka bir sebeple öleceği ezelde yazılmıştır, o iş mutlaka meydana gelecektir. (Şöyle olsaydı meydana gelmezdi) demek yanlış olur.

    Oturarak giymek
    Sual: Pantolon gibi çorabı da oturarak mı giymek gerekir?
    CEVAP
    Evet, daha uygun olur. Çorabı oturarak giymek rahat olur. Ayakta giyilirse düşme tehlikesi vardır. Oturma durumu yoksa, duvara falan dayanarak giymeli. Çorabı giyerken ayaklar kıbleye gelmeyecek şekilde oturmalı. Mesela arkamızı kıbleye doğru çevirerek oturursak, ayaklarımız kıbleye gelmemiş olur. Yan durulursa ayağın biri kıbleye gelebilir. Ayak kıbleye gelirse mekruh olur.

    Haram ve israf
    Sual: İçki ve genelev gibi haram bir şeye para verilirse, ayrıca israf da olur mu?
    CEVAP
    Evet, israf da olur. İsraf ise haramdır. (Hadika)

    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  3. turkcellgsm Bu mesaj için sana teşekkür eden kullanıcılarımız:

    SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)

  4. #13
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Bir salevat-ı şerife

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
    Bir Müslümanın âhirette hesabı görülür. Günahı dağlar kadar, sevabı bir avuç... Melekler onu Cehenneme götürürlerken, Peygamber efendimiz onlara yetişir ve meleklere, (Acele etmeyin! O benim ümmetimdendir. Onu bırakın!) der. Melekler, (Yâ Nebiyallah, bu vazifeyi bize Cenab-ı Hak verdi. Biz ne yapabiliriz? Sen Rabbimize dua edersen, O, bize ne yapacağımızı bildirir) derler. Peygamber efendimiz, ellerini açıp dua eder. Allahü teâlâ meleklere, (Habibim ne derse öyle yapın!) buyurur. Peygamber efendimiz meleklere, (Teraziye gidelim, bir daha tartalım) deyince tekrar terazinin başına gelirler. Melekler, (Yâ Resulallah, bak, günahlar dağ gibi) derler. Peygamber efendimiz, mübarek kolunun altından katlanmış bir kâğıt çıkarır. Bunu terazinin sağ kefesine koyup, (Bir daha bakın!) buyurur. Birden durum değişir, sevablar dağ gibi büyür, günahlar az kalır.
    O Müslüman, kurtulduğunu görünce, Hazret-i Peygamberin ayaklarına kapanıp, (Beni kurtardın, yâ Resulallah! Neydi o kâğıtta yazılı olan?) der. Peygamber efendimiz, (Beraber açalım) buyurur. Kâğıdı açarlar, içinde, (Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed) yazılı olduğunu görürler. Meğer bu kişinin hayatında bir defa okuduğu salevat-ı şerifeyi Peygamber efendimiz, (Belki sonra lazım olur) diye alıp saklamış. Cenab-ı Hak da, onu teraziye koyacağını bildirmiş.
    Resulullah efendimizi anmanın, ona salevatı şerife getirmenin ne kadar önemli olduğu buradan da anlaşılmaktadır. Her gün az veya çok salevat söylemeye çalışmalı. Yolda giderken, iş yaparken her fırsatta çok söylemeli. Çünkü insan âhirette sevdiğiyle beraber olacak. Peygamber efendimiz, (El mer’u mea men ehabbe) buyuruyor. Yani kişi sevdiği ile beraberdir.
    Peygamber efendimize çok salevat-ı şerife getiren, onunla beraber olacak. Çünkü din büyüklerimiz, (İnsanoğlu, sevdiğini çok anar, insanın yapısında sevdiğini çok hatırlamak, çok anmak vardır) buyuruyorlar. Aynı şekilde büyük zatlara çok Fâtiha gönderenler de, onlarla beraber olacaklardır. Dünyada kimi seversek, âhirette onunla beraber olacağız. Salihleri seven onlarla birlikte Cennette olur. Kâfirleri seven de onlarla birlikte Cehennemde olur.
    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  5. turkcellgsm Bu mesaj için sana teşekkür eden kullanıcılarımız:

    SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)

  6. #14
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayetler - fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    İmtihan gereksiz mi?

    Sual: Bir ateist, (Allah, insanların Cennete veya Cehenneme gideceğini biliyorsa, onları imtihan etmesi gereksizdir. İmtihan bilinmeyen bir şeyi meydana çıkarmak için yapılır. İmtihana ne gerek var?) dedi. Benim aklıma da takıldı. İmtihan gereksiz mi?
    CEVAP
    Ateist, bunu Allah'a inandığı için değil, cevap veremezler de, Müslümanları zor duruma düşürürüm diye soruyor.
    Allahü teâlâ imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, hangi günahları işleyeceğini elbette bilir. İmtihanı kendisi için yapmıyor, insanların kendi yaptıklarını kendilerine göstermek için yapıyor. Mesela Allahü teâlâ, ateiste, (Ben ezelî ilmimle biliyorum ki, sen zaten inanmayacaktın, onun için seni Cehenneme attım) deseydi, ateist, (Suç işlemeden, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak adaletsizliktir. Beni dünyaya gönder, iyi ameller işlerim) demez miydi? Ateistin ve diğer kâfirlerin böyle diyememeleri için, onlar dünyaya getirilmiş, onlara akıl verilmiş, iyi kötü yol gösterilmiş, kabirde ve âhirette sorulacak sorular açıkça bildirilmiş, itiraz edecek bir durum kalmamış oluyor. Kâfirler buna rağmen, bir kurtuluş ümidiyle, mealen şöyle diyecekler:
    (Rableri huzurunda başları öne eğik, “Rabbimiz, gördük, duyduk, şimdi bizi dünyaya geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık” diyecekler.) [Secde 12]
    (Ey Rabbimiz, bize az bir süre ver, senin davetine uyup tâbi olalım.) [İbrahim 44)
    Bunlara, (Siz dünyadan gelmiyor musunuz?) denecektir. Kurtuluş ümidi kalmayan kâfirler, (Keşke toprak olsaydık) diyeceklerdir. (Nebe 40)
    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  7. turkcellgsm Bu mesaj için sana teşekkür eden kullanıcılarımız:

    SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)

  8. #15
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Organ nakli yaparken

    Sual: İnternette okudum. Ölmüş sanılan birinin böbreğini alıp başka birine takmışlar. Öldü sanılan kimsenin, daha sonra nefes aldığı görülmüş. Bundan dolayı (Ölüden organ nakli yapmak caiz değil) diyorlar. Bu husus, geçerli bir sebep midir?
    CEVAP
    Öyle söylemek cahilliğin daniskasıdır.
    Böyle yanlışlıklar her yerde, her zaman olabilir. Doktor ameliyat yaparken, ameliyat bıçağını veya makası içeride unutabilir. Böyle bir hata oldu diye, (Ameliyat olmak caiz olmaz) denir mi hiç?
    Kimi de, ameliyat masasında ölür. (Ameliyatta ölen olur) diye ameliyat olmaya günah denir mi?
    Yanlışlıkla hastaya fazla narkoz verilirse hasta ölür. (Narkozla hasta öldü) diye narkoz vermek suç olur mu?
    Şoförün biri, trafik kazasında, beş on kişinin ölümüne sebep olabilir. (Trafik kazasında insanlar ölüyor) diye, şoförlük yapmak günah olmaz.
    Çürük dişi çekerken, yanlışlıkla sağlam diş çekilebilir.
    Böyle her konuda yanlışlıklar olabilir. Yanlışlık nerede oluyorsa, onu önlemek gerekir. Yoksa ameliyatın veya organ naklinin dine aykırı olduğunu söylemek çok yanlış olur.

    Vakit çıkarsa
    Sual: Öğle namazını cemaatle kılarken ikindi ezanı okunsa, yani ikindi vakti girse, öğleyi kılmamış olanlar, gelip bu cemaate uyarak o günkü öğleyi kılsalar, kıldıkları namaz kaza mı, yoksa eda mı olur?
    CEVAP
    Vakit çıkmadan cemaate uyanlarınki eda, vakit çıktıktan sonra uyanlarınki kaza olur. Çünkü Tam İlmihal’de deniyor ki:
    (Bugünkü öğle namazını eda etmeye) diye niyet eden, vakti çıkmışsa öğleyi kaza etmiş olur. Öğle vakti çıktı zannederek, (Bugünkü öğleyi kaza etmeye) diye niyet ederek kılarsa, vakit çıkmadığı anlaşılınca, öğleyi eda etmiş olur. (S. Ebediyye)
    Sonradan gelenler, İmam-ı a'zamın kavline uyarlarsa, öğleyi asr-ı evvelde eda etmiş olurlar. O zaman da, ikindiyi asr-ı sanide kılmak gerekir.

    Tesbihi fazla söylemek
    Sual: Her gün çekilen veya namazların sonundaki tesbihler unutularak veya dalgınlıkla fazla çekilse bir mahzuru olur mu?

    CEVAP
    Unutunca mahzuru olmaz.
    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  9. turkcellgsm Bu mesaj için sana teşekkür eden kullanıcılarımız:

    SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)

  10. #16
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayetler - fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Bir kelime-i tevhid

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
    (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) demek pek kolay, değeri ise çok yüksektir. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Bu öyle bir kelime ki, bunu terazinin bir kefesine koysalar, öteki kefesine de yedi kat yerler, yedi kat gökler dolusu günah koysalar, bu kefe ağır gelir) buyuruyor.

    İmanı olanı ateş yakmaz. Çünkü Kelime-i tevhid onu korur. Asırlarca, imansızlar bu kelimeyi söylememek için öldüler, Cehenneme gittiler. Müslümanlar da bu kelimeyi söyletmek için şehid oldular, Cennete gittiler. Fark sadece budur, yani bir Kelime-i şehadet hakkı bâtıldan ayırıyor. Asırlardır Müslümanlarla kâfirler arasındaki savaşların sebebi sadece budur.
    Bu Kelime-i tevhidi ihlasla söylemeyi yani buna iman etmeyi Allahü teâlâ kime nasip etmişse, bu dünyada ondan daha zengin, daha mutlu, daha bahtiyar hiç kimse olamaz. Onun için bunu söylemeyi Cenab-ı Hak kime nasip etmişse, kul bundan daha iyi ne ister ki? Çünkü Allahü teâlâ en kıymetlisini verdi. Bundan daha kıymetlisi yoktur.
    Allahü teâlâya hamd olsun ki, bu Kelime-i tevhide inanmayı ve onu söylemeyi bize nasip etmiş. Mesela Peygamber efendimizi gördükleri hâlde, Ebu Cehil, Ebu Leheb, Kelime-i tevhidi söylemedi. Ama Hazret-i Ebu Bekir ve diğer Eshab-ı kiram söyledi. Bu iş şaka değildir. Cennet ve Cehennem söz konusudur. Söyleyen Cennete, söylemeyen Cehenneme gider. Onun için her fırsatta Kelime-i tevhid söylemelidir.
    Eğer iman bozuksa, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiğine uygun değilse ibadetlerin faydası olmaz, imanla ölmek çok zor olur. İman düzgün olup beş vakit namaz da varsa, büyük müjdelere kavuşulur. Beş vakit namaz yoksa yüz bin hac da yapılsa, yüz bin hatim de indirilse, yüz bin altın sadaka da dağıtılsa, hiç faydası olmaz. Çünkü namaz dinin direğidir, direk yoksa bina yıkılır. Namaz dinin başıdır, baş yoksa vücut yaşamaz.
    Dünya âhiretin tam zıddı ve tersidir. Doğu ile batı, gece ile gündüz gibidir. Dolayısıyla insanın, doğu ile batı gibi olan dünya ile âhiret arasında, (Doğuya mı yoksa batıya mı gideceğim) diye bir karar vermesi lazım. Ama bilsin ki, nereye yaklaşırsa öbür taraftan uzaklaşır. Çünkü ikisine birden gidilmez. Onun için insanlar, âhirete yaklaştıkça dünyadan uzaklaşırlar. Dünyaya yaklaştıkça, dünya muhabbeti, dünya meşguliyeti arttıkça âhiretten uzaklaşırlar. Âhiretten uzaklaşanların kıyamette işleri çok zordur.
    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  11. turkcellgsm Bu mesaj için sana teşekkür eden kullanıcılarımız:

    SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)

  12. #17
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Fatiha sûresinin mânası
    Sual: Her namazda okuduğumuz Fatiha sûresinin mânası nedir?
    CEVAP
    Ümm-ül-Kur’an da denilen Fatiha-i şerifenin meali şöyledir:
    (Rahman ve rahim olan Allahü teâlânın ism-i şerifini okuyarak başlıyorum. Hamd ve senanın en üstünü, bütün âlemleri yaratan, [bir nizam üzere birbirine bağlayan] Allahü teâlâya mahsustur. Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette kullarına çok merhamet edicidir. Kıyamet gününün mâliki [ve hâkimi] yalnız Odur. Biz, ancak sana ibadet ederiz [Senden başka ibadete layık ve müstahak olan hiçbir şey yoktur] ve ancak senden yardım isteriz. Bizi [itikadımızda, fiillerimizde, sözlerimizde ve ahlakımızda, ifrat ve tefrit arasında, orta yol olan] doğru yolda bulundur! [Bu yolda bizi sabit eyle!] Bizi kendilerine [fadl ve ihsanınla] nimet verdiğin kimselerin [enbiyanın, evliyanın ve sıddıkların] yolunda bulundur! [Hakkı kabul etmeyip] senin gazabına uğrayanların ve sapıkların yolunda bulundurma! [Âmin].) [C. Veremedi kitabı]
    Fatiha-i şerifenin önemi hakkında birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez, nazar değmez.) [Deylemi]
    (Hayrı en çok olan sûre Fatiha’dır, her derde şifadır.) [Beyheki]
    (En faziletli sûre Fatiha’dır.) [Hâkim]
    (Fatiha sûresi Allahü teâlânın gazabını önler.) [Şir’a]
    (Fatiha sûresi zehirlere şifadır.) [Ebu-ş-şeyh]
    Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamla otururken bir melek gelip dedi ki:
    (Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen, sadece sana verilen iki nurla seni müjdeliyorum. Bunlar Fatiha sûresiyle, Bekara sûresinin son âyetleridir. Bu ikisini okursan, istediğin mutlaka verilir.) [Müslim]
    Eshab-ı kiramdan biri, yılan sokan bir kabile reisine Fatiha sûresini okuyunca, Allahü teâlânın izniyle hasta şifaya kavuştu. Kabile reisi, 30 koyun hediye etti. Sahabi, caiz olup olmadığını bilmediği için Peygamber efendimize sordu. Resulullah, (Ne okudun?) buyurdu. O da, Fatiha sûresini okuduğunu bildirince, ona buyurdu ki:
    (Fatiha’nın şifa olduğunu nasıl bildin? O koyunları, yanınızdakilerle paylaşın ve bana da bir hisse ayırın!) [Buhari]
    Dua okuması bildirilen yerlerde, Fatiha okumak daha iyidir. Fatiha sûresi, duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. İmam, el-Fatiha dediği zaman, herkesin sessizce okuması iyi olur, çünkü duaların sonunda hamd etmek müstehabdır. Hamd etmenin en iyisi de, Fatiha okumaktır. (Berika)

    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  13. turkcellgsm Bu mesaj için sana teşekkür eden kullanıcılarımız:

    SevgigsmErkan (09 Ocak 2012)

  14. #18
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Fatiha sûresinin mânası
    Sual: Her namazda okuduğumuz Fatiha sûresinin mânası nedir?

    CEVAP
    Ümm-ül-Kur’an da denilen Fatiha-i şerifenin meali şöyledir:
    (Rahman ve rahim olan Allahü teâlânın ism-i şerifini okuyarak başlıyorum. Hamd ve senanın en üstünü, bütün âlemleri yaratan, [bir nizam üzere birbirine bağlayan] Allahü teâlâya mahsustur. Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette kullarına çok merhamet edicidir. Kıyamet gününün mâliki [ve hâkimi] yalnız Odur. Biz, ancak sana ibadet ederiz [Senden başka ibadete layık ve müstahak olan hiçbir şey yoktur] ve ancak senden yardım isteriz. Bizi [itikadımızda, fiillerimizde, sözlerimizde ve ahlakımızda, ifrat ve tefrit arasında, orta yol olan] doğru yolda bulundur! [Bu yolda bizi sabit eyle!] Bizi kendilerine [fadl ve ihsanınla] nimet verdiğin kimselerin [enbiyanın, evliyanın ve sıddıkların] yolunda bulundur! [Hakkı kabul etmeyip] senin gazabına uğrayanların ve sapıkların yolunda bulundurma! [Âmin].) [C. Veremedi kitabı]
    Fatiha-i şerifenin önemi hakkında birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez, nazar değmez.) [Deylemi]
    (Hayrı en çok olan sûre Fatiha’dır, her derde şifadır.) [Beyheki]
    (En faziletli sûre Fatiha’dır.) [Hâkim]
    (Fatiha sûresi Allahü teâlânın gazabını önler.) [Şir’a]
    (Fatiha sûresi zehirlere şifadır.) [Ebu-ş-şeyh]
    Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamla otururken bir melek gelip dedi ki:
    (Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen, sadece sana verilen iki nurla seni müjdeliyorum. Bunlar Fatiha sûresiyle, Bekara sûresinin son âyetleridir. Bu ikisini okursan, istediğin mutlaka verilir.) [Müslim]
    Eshab-ı kiramdan biri, yılan sokan bir kabile reisine Fatiha sûresini okuyunca, Allahü teâlânın izniyle hasta şifaya kavuştu. Kabile reisi, 30 koyun hediye etti. Sahabi, caiz olup olmadığını bilmediği için Peygamber efendimize sordu. Resulullah, (Ne okudun?) buyurdu. O da, Fatiha sûresini okuduğunu bildirince, ona buyurdu ki:
    (Fatiha’nın şifa olduğunu nasıl bildin? O koyunları, yanınızdakilerle paylaşın ve bana da bir hisse ayırın!) [Buhari]
    Dua okuması bildirilen yerlerde, Fatiha okumak daha iyidir. Fatiha sûresi, duaların en iyisini bildirmek için nazil oldu. İmam, el-Fatiha dediği zaman, herkesin sessizce okuması iyi olur, çünkü duaların sonunda hamd etmek müstehabdır. Hamd etmenin en iyisi de, Fatiha okumaktır. (Berika)

    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  15. #19
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Sual: (Birini seven, ona sevdiğini bildirsin) hadisine uyarak bir kızı veya kadını seviyorsak ona söylememiz gerekir mi?

    CEVAP
    Burada bildirilen nefsani sevgi değildir. Aynı cinsten birinin diğerine duyduğu Allah için olan sevgidir. Bu manadaki başka bir hadis-i şerif de şöyledir:
    (Din kardeşini seven, onun evine gitsin ve seni Allah için seviyorum desin!) [İ. Ahmed]
    Bir erkek bir kadını veya bir kadın bir erkeği Allah rızası için sevse bile, yüzüne karşı söylemesi doğru değildir. Bu sevgi nefsani sevgiye dönüşür. Onun için dinimiz, yabancı erkekle yabancı kadının birbirinin yüzüne karşı dua etmesini, selam vermesini bile yasaklıyor, çünkü selam da bir duadır. Karşı cinse dua edince, (Bu beni seviyor ki, bana dua ediyor) diye düşünebilir. Dinimiz, buna fırsat vermemek için namahrem kimselerle zaruretsiz konuşmayı, merhaba demeyi, selamlaşmayı, yüzüne karşı dua etmeyi, mesela (Allah razı olsun) demeyi, teşekkür etmeyi de yasaklamıştır.
    Elbette bunların istisnaları vardır. Telefonla veya dükkânımıza girince selam veren kadınların selamlarını almak, ihtiyaç kadar konuşmak günah değildir.


    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

  16. #20
    CO Admin turkcellgsm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Ekim 2006
    Mesajlar
    6.044
    Thanks
    371
    1.186 mesajına 2.051 kez teşekkür edildi

    Standart Cevap: Ayet -hadis- fıkıh- hikmetli sözler - sohbetler

    Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

    Evladını seven bir ana babanın ilk hedefi, onun ateşte yanmaktan kurtulması için, her şeyini feda etmek olmalı. Yoksa onun filan okuldan mezun olması için her fedakârlığı göstermek, ana baba şefkati değildir. Hakiki ana baba, evladını ateşten kurtarmak için kendini vazifeli görendir.
    Mübarek bir zat, talebelerinden birine, (Oğlun ne iş yapıyor?) der. O da, çocuğun diplomasından bahsedince, (Ben onun diplomasını sormadım. Namaz kılıyor mu, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyup dinimizi öğreniyor mu? Bu kitapların yayılmasına çalışıyor mu? Bunları soruyorum. Yoksa bu tarakta bezi olmayanla bizim ne alakamız olur?) buyurur.
    Namaz kılmayan Müslüman düşünmek çok zordur. Çünkü Peygamber efendimiz, (Müslümanla kâfiri ayıran fark namazdır) buyuruyor. Müslüman namaz kılar, kâfir kılmaz. Münafık namaz kılar görünür. Namaz varsa her şey var demektir. Namaz yoksa başka şeyler olsa da önemsizdir. Çünkü başka şeylerin kıymeti de namazla ölçülür. Mesela çalışmanın ibadet olması, kıymetli olması da namaz kılmaya bağlıdır.
    Namaz kılınmayan bir iş yerinde, bir evde, geçim, hayır, bereket ve huzur olur mu?
    Sahabe-i kiramdan bir zat, Resulullah efendimize sorar:
    - Ya Resulallah, kazancım bol olmasına rağmen geçim sıkıntısı çekiyorum.
    - Evinizde namaz kılmayan var mı?
    - Hayır, namaz kılmayan yoktur.
    - Komşularınızda veya mahallenizde namaz kılmayan var mı?
    - Hayır, ya Resulallah!
    - Bir araştırın, namaz kılmayan birisi geçmiş mi?
    - Efendim araştırdık, geçen olmamış.
    - Bu bereketsizlik namaz kılmamaktandır. İyi düşünün!
    - Ya Resulallah, namaz kılmayan birinin cenazesi geçmiş, tabutu bizim evin duvarını çizmiş. Bu olabilir mi?
    - İşte evdeki bereketsizlik bundandır. O duvarı hemen yıkıp yeniden yapın!
    O zat, duvarı yıkıyor, besmeleyle tamir ediyor ve işleri düzeliyor. Onun için eskiden, (Bir beynamazın yedi mahalleye zararı vardır) derlermiş. Neden namaz? Çünkü namaz dinin direğidir. Binalar hep direkler üzerinde durur. Direkler yıkılınca, o binalar da yıkılır. Kur’an-ı kerimde yeminle, (Muhakkak namaz kötülükleri önler. Kötü işlere mani olur) buyuruluyor. Korumuyorsa, namazı eksik veya bozuk demektir. Abdestinde mi, guslünde mi, tadil-i erkânında mı, yoksa niyetinde mi bir bozukluk var, bunu tespit etmesi gerekir.
    UZMAN BİLİR İLETİŞİM - MERSİN

    ilmi edeple isteyin teşekkürle destekleyin
    forum içinde hakaret ve küfür içerikli yazılar yazmayın silinir
    kendinize ne değer verilmesini istiyorsanız ona göre cevap yazın
    forum da hiç kimse yardım etmeye mecbur değildir edeple isteyin ilmi. cevap gelmezse kendinizi bozmayın
    keskin sirke küpüne zarardır sinirle yazı yazmayın önce sakinleşin

2. Sayfa - Toplam 10 Sayfa var BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. güzel ve hikmetli sözler
    By turkcellgsm in forum Diger Paylasımlar..
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07 Ekim 2011, 13:38
  2. Hikmetli Sözler 1.0
    By turkcellgsm in forum Muhabbet köşesi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01 Mayıs 2010, 21:19
  3. Turk filmlerinden secme klasiklesmis sözler 40 tane (nayır, nolamaz...)
    By **AYAZ_GSM** in forum Oyun-Melodi-video vs...
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23 Ağustos 2007, 16:06

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •